
İçindekiler
Siyanoz, dokulara ulaşan kandaki oksijen miktarının azalmasıyla birlikte cilt ve mukozalarda ortaya çıkabilen mavimsi renk değişikliğidir. Çocuklarda morarmanın nerede görüldüğü, ne kadar sürdüğü ve hangi koşullarda ortaya çıktığı nedenin anlaşılmasına yardımcı olur.
El ve ayaklarda soğukla birlikte görülen geçici morarma ile dudak, dil ve ağız içinde oluşan morarma aynı şekilde değerlendirilmez. Özellikle dudakların ve dilin morarması santral siyanoz açısından önem taşır.
Cilt rengi koyu olan çocuklarda siyanozu yalnızca cilt üzerinden fark etmek zor olabilir. Bu durumda dudakların, dilin, ağız içinin ve tırnak yataklarının rengi daha anlamlı bilgiler verebilir.
Çocuklarda morarmayı değerlendirirken ilk ayrımlardan biri akrosiyanoz ile santral siyanoz arasındadır.
Akrosiyanoz daha çok ellerde ve ayaklarda görülen mavimsi renk değişikliğidir. Özellikle yenidoğan döneminde veya çocuk soğuğa maruz kaldığında görülebilir.
Soğuk nedeniyle el ve ayak damarlarının daralması bölgedeki kan dolaşımını geçici olarak değiştirebilir. Çocuk ısındığında el ve ayak renginin normale dönmesi beklenir.
Ağız çevresindeki ciltte de zaman zaman renk değişikliği fark edilebilir. Burada önemli olan dudakların ve dilin rengidir. Dudak ve dil pembe kalıyorsa durum santral siyanozdan farklı olabilir.
Santral siyanozda dudakların, dilin ve ağız içinin mavimsi-mor görünmesi söz konusudur. Bu durum kandaki oksijen düzeyindeki azalmayla ilişkili olabilir.
Özellikle yenidoğan ve bebeklerde dudak ve dilde devam eden belirgin morarma normal bir bulgu olarak kabul edilmez. Kalp, akciğer veya dolaşım sistemini etkileyen bir durum açısından değerlendirme gerekir.
Çocuklarda morarmanın tek bir nedeni yoktur. Kalp hastalıkları önemli nedenlerden biri olsa da akciğer ve hava yolu problemleri de siyanoza yol açabilir.
Değerlendirmede şu sorular önem taşır:
Bu bilgiler, kalple ilişkili ve kalp dışı nedenleri birbirinden ayırmaya yardımcı olur.
Bazı doğumsal kalp hastalıkları, oksijen düzeyi düşük kanın vücut dolaşımına karışmasına neden olabilir. Bu durumda özellikle dudak, dil ve ağız içinde siyanoz görülebilir.
Morarmaya yol açabilen doğumsal kalp hastalıklarından bazıları şunlardır:
Bununla birlikte doğumsal kalp hastalıklarının tamamı siyanoza neden olmaz. Örneğin bazı ASD ve VSD türlerinde çocukta belirgin morarma görülmeden üfürüm, hızlı solunum veya beslenme güçlüğü gibi farklı bulgular ortaya çıkabilir.
Bu nedenle “morarma yoksa kalp hastalığı da yoktur” şeklinde bir yorum doğru değildir.
Büyük arterlerin transpozisyonunda kalpten çıkan iki ana damarın bağlantıları normalden farklıdır. Bu nedenle oksijenlenmiş ve oksijen düzeyi düşük kanın dolaşımı gerektiği şekilde gerçekleşmeyebilir.
Belirgin vakalarda doğumdan kısa süre sonra dudaklarda ve ciltte morarma görülebilir. Bebeğin genel durumu ve oksijenlenmesi yakın takip gerektirebilir.
Büyük arterlerin transpozisyonunun kalpteki dolaşımı nasıl etkilediğini ve neden morarmaya yol açabildiğini Prof. Dr. Taner Yavuz’un anlatımıyla sayfadaki mevcut videodan izleyebilirsiniz.
Fallot tetralojisi, kalpte birden fazla yapısal farklılığın birlikte bulunduğu doğumsal bir kalp hastalığıdır. Akciğerlere giden kan akımının azalması nedeniyle kandaki oksijen düzeyi etkilenebilir.
Bazı çocuklarda morarma sürekli olabilirken bazı çocuklarda ağlama, beslenme veya fiziksel aktivite sırasında daha belirgin hale gelebilir.
Hastalığın belirtileri kalpteki yapısal değişikliklerin derecesine göre farklılık gösterebilir.
Fallot tetralojisinin çocuklarda morarmaya nasıl neden olabildiğini Prof. Dr. Taner Yavuz’un mevcut videosuyla bu bölümde desteklemek uygun olur.
Evet. Siyanoz yalnızca kalp hastalıklarında görülmez. Akciğerlerin veya hava yollarının yeterli oksijen alışverişini sağlayamadığı durumlarda da morarma oluşabilir.
Örneğin ciddi solunum yolu enfeksiyonları, bronşiolit, zatürre veya hava yoluna yabancı cisim kaçması gibi durumlarda oksijenlenme etkilenebilir.
Kalp dışı solunum sorunlarında morarmaya şu belirtiler eşlik edebilir:
Bu nedenle çocuğun dudaklarının morarması otomatik olarak “kalp hastalığı” şeklinde yorumlanmamalıdır.
Bebekler yaşadıkları yakınmaları ifade edemez. Bu nedenle kalp ve solunum sistemiyle ilgili bazı sorunların ilk belirtisi cilt rengindeki değişiklik olabilir.
Bebeklerde morarmaya şu belirtiler eşlik ediyorsa daha ayrıntılı değerlendirme gerekir:
Özellikle dudak ve dilde morarmanın bulunması yalnızca “bebek üşüdü” şeklinde değerlendirilmemelidir.
Değerlendirme çocuğun sağlık öyküsü ve fizik muayenesiyle başlar. Doktor morarmanın hangi bölgelerde görüldüğünü, ne zaman başladığını ve başka hangi belirtilerin eşlik ettiğini inceler.
İlk değerlendirmede oksijen satürasyonu ölçülebilir. Pulse oksimetre olarak bilinen cihaz, genellikle parmak veya ayağa yerleştirilen küçük bir sensör yardımıyla kandaki oksijen düzeyi hakkında bilgi verir.
Bu ölçüm tek başına tanı koydurmaz. Çocuğun muayene bulguları ve genel durumu ile birlikte yorumlanır.
Kalple ilişkili bir neden düşünülüyorsa:
kullanılabilir.
Ekokardiyografi ile kalbin yapısı, kalp kapakları, odacıkları ve büyük damarların bağlantıları değerlendirilebilir.
Her morarma çocuk kardiyolojisi hastalığı anlamına gelmez. Ancak dudak ve dilde tekrarlayan veya devam eden morarma, özellikle başka belirtilerle birlikte görülüyorsa kalple ilişkili nedenlerin araştırılması gerekebilir.
Dudak ve dil morarmasına hızlı solunum, beslenme sırasında zorlanma, çabuk yorulma veya kilo alımında yavaşlama eşlik ediyorsa çocuk kardiyolojisi değerlendirmesi uygun olabilir.
Prof. Dr. Taner Yavuz’un çocuk kardiyolojisi alanındaki değerlendirmelerinde siyanoz; çocuğun oksijenlenmesi, doğumsal kalp hastalıkları ve diğer kardiyolojik bulgularla birlikte ele alınır.
El ve ayaklarda soğukla ortaya çıkan geçici renk değişikliği ile dudak ve dilde gelişen morarma aynı önem düzeyinde değildir.
Özellikle çocukta:
gibi bulgular varsa hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.
Özellikle yenidoğan veya küçük bebeklerde santral siyanozu evde gözlemleyerek beklemek uygun değildir.
Siyanoz kendi başına bir hastalık değildir. Bu nedenle tedavi, morarmaya neden olan temel probleme göre planlanır.
Soğuğa bağlı geçici akrosiyanozda çoğunlukla özel bir tedavi gerekmez ve çocuk ısındığında renk değişikliği düzelebilir.
Kalp hastalığına bağlı siyanozda ise tedavi hastalığın türüne göre değişir. Bazı çocuklarda yalnızca takip yeterli olurken bazı doğumsal kalp hastalıklarında ilaç tedavisi, kateter yoluyla girişim veya cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Akciğer ve hava yolu hastalıklarında ise solunum probleminin nedeni belirlenerek buna yönelik tedavi uygulanır.
Soğuk ortamda ağız çevresindeki ciltte geçici renk değişikliği görülebilir. Ancak dudağın kendisinde ve özellikle dilde belirgin morarma varsa kandaki oksijen düzeyi açısından değerlendirme gerekir.
Soğuk nedeniyle el ve ayak damarları daralabilir ve geçici akrosiyanoz gelişebilir. Çocuk ısındığında rengin normale dönmesi beklenir. Morarma devam ediyorsa veya dudak ve dil de morarıyorsa doktora başvurmak gerekir.
Bazı doğumsal kalp hastalıkları siyanoza neden olabilir ancak morarmanın tek nedeni kalp değildir. Akciğer ve hava yolu hastalıkları da oksijen düzeyini etkileyerek morarmaya yol açabilir.
Kalple ilişkili bir neden düşünülüyorsa ekokardiyografi kullanılabilir. EKO kalbin anatomik yapısını ve doğumsal kalp hastalıklarını değerlendirmeye yardımcı olur. Her morarma vakasında EKO yapılması gerekmez.
Dudak ve dilde belirgin morarmaya nefes almakta güçlük, bayılma, bilinç değişikliği veya genel durumda bozulma eşlik ediyorsa hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.