
İçindekiler
“Kalp deliği” günlük kullanımda kalbin odacıkları arasındaki doğuştan açıklıkları anlatmak için kullanılan bir ifadedir. En sık karşılaşılan iki tür ASD (atriyal septal defekt) ve VSD (ventriküler septal defekt) olarak bilinir.
ASD, kalbin üst odacıkları yani kulakçıklar arasında bulunan açıklığı ifade eder. VSD ise kalbin alt odacıkları olan karıncıklar arasındaki açıklıktır.
Her kalp deliği aynı etkiye sahip değildir. Küçük bir açıklık kalbin çalışma biçimini önemli ölçüde etkilemeden uzun süre takip edilebilir. Daha büyük açıklıklar ise kalp boşluklarındaki kan miktarını artırabilir, kalbin bazı bölümlerinde genişlemeye yol açabilir veya akciğer dolaşımını etkileyebilir.
Bu nedenle ailelerin yalnızca “kalpte delik var” bilgisine odaklanmak yerine deliğin türünü, büyüklüğünü ve kalbe etkisini bilmesi daha anlamlıdır.
Kalpteki açıklıkların bebeklik döneminde nasıl belirti verebildiğini merak eden aileler bebeklerde kalp deliği içeriğini de inceleyebilir.
Kalp deliği bulunan çocuklarda takip planı herkeste aynı değildir. Küçük ve kalpte belirgin yük oluşturmayan bir ASD veya VSD ile daha büyük bir açıklığın takip sıklığı farklı olabilir.
Takip sırasında çocuk kardiyoloji uzmanı genellikle:
birlikte değerlendirir.
Kontroller arasındaki süre de bu bulgulara göre değişir. Bazı çocuklarda daha seyrek kontroller yeterli olurken bazı durumlarda daha yakın takip gerekebilir.
Düzenli kontrolün amacı yalnızca deliğin büyüyüp büyümediğine bakmak değildir. Kalpteki açıklığın zaman içerisinde dolaşım sistemi üzerinde bir yük oluşturup oluşturmadığı da değerlendirilir.
Bazı kalp içi açıklıklar çocuk büyüdükçe küçülebilir veya tamamen kapanabilir. Özellikle bazı küçük VSD türlerinde kendiliğinden kapanma görülebilir.
ASD'lerde de açıklığın türü ve büyüklüğü doğal seyri etkiler. Ancak her ASD veya VSD'nin kendiliğinden kapanacağını söylemek doğru değildir.
Bu nedenle “birkaç yıl beklersek kesin kapanır” veya “kalpte delik varsa mutlaka ameliyat gerekir” şeklindeki iki uç yaklaşım da doğru değildir.
Takip sırasında yapılan ekokardiyografi incelemeleri, açıklığın boyutundaki değişiklikleri ve kalbin açıklığa verdiği yanıtı değerlendirmeye yardımcı olur.
Kalp deliği bulunan çocukların en sık merak edilen konularından biri spordur. Kalpte delik bulunması tek başına spor yasağı anlamına gelmez.
Küçük ve kalbin çalışma düzenini etkilemeyen bazı ASD veya VSD'lerde çocuk yaşına uygun fiziksel aktivitelere ve spora devam edebilir. Çocuğun kalp fonksiyonları normalse ve egzersiz sırasında şikâyeti yoksa günlük hareketliliği gereksiz yere kısıtlamak doğru bir yaklaşım değildir.
Ancak daha büyük açıklıklarda veya kalpte belirgin yük oluşturan durumlarda sporun türü ve yoğunluğu ayrıca değerlendirilir.
Spor kararı verilirken:
gibi özellikler dikkate alınabilir.
Bu nedenle aynı “kalp deliği” tanısına sahip iki çocuğun spor önerisi birbirinden farklı olabilir.
Hangi sporun uygun olduğu çocuğun kardiyolojik durumuna göre belirlenir. Kalbi yapısal ve fonksiyonel açıdan iyi durumda olan birçok çocuk okul sporlarına, yüzmeye, bisiklete, koşuya veya takım sporlarına katılabilir.
Burada günlük fiziksel aktivite ile profesyonel ve yoğun rekabetçi spor arasında da ayrım yapmak gerekir.
Bahçede oyun oynayan veya haftada birkaç kez yüzmeye giden bir çocuk ile yüksek yoğunlukta antrenman yapan lisanslı bir sporcunun kalbe yükü aynı değildir.
Özellikle spor sırasında:
ortaya çıkıyorsa kardiyolojik değerlendirme gerekir.
Kalp deliği bulunan çocukların büyük bölümünde günlük hayatı gereksiz yere kısıtlamak gerekmez. Çocuğun okula gitmesi, arkadaşlarıyla oyun oynaması, fiziksel aktivitelere katılması ve sosyal yaşamını sürdürmesi gelişimi açısından önemlidir.
Aileler bazen kalp hastalığı tanısından sonra çocuğu koruma amacıyla hareketlerini fazlasıyla sınırlandırabilir. Ancak çocuğun klinik durumu buna ihtiyaç göstermiyorsa aşırı koruyucu yaklaşım fiziksel kondisyonun azalmasına ve çocuğun kendisini hasta hissetmesine neden olabilir.
Günlük yaşam planı hastalığın adına göre değil, kalbin mevcut durumuna göre oluşturulur.
Bu süreçte çocuk kardiyolojisi değerlendirmeleri, çocuğun hangi aktiviteleri güvenle sürdürebileceğinin belirlenmesine yardımcı olur.
Özellikle bebeklik dönemindeki büyük VSD'lerde beslenme ve kilo alımı takip açısından önem taşıyabilir. Kalp ve akciğer dolaşımının daha fazla çalışması bebeğin enerji ihtiyacını artırabilir.
Bazı bebekler emerken hızlı nefes alabilir, sık ara verebilir veya kolay yorulabilir. Bunun sonucunda günlük alınan besin miktarı azalabilir ve kilo artışı yavaşlayabilir.
Daha büyük ve klinik olarak stabil çocuklarda ise genel olarak yaşa uygun, dengeli bir beslenme düzeni önemlidir.
Çocuğa kalp deliği tanısı konuldu diye doktor önerisi olmadan özel diyetler uygulamak veya normal büyüme için gerekli besinleri kısıtlamak doğru değildir.
Kalp deliği bulunan her çocuk enfeksiyonlara karşı özel olarak korunması gereken bir hasta değildir. Ancak kalp hastalığının türüne ve tedavi geçmişine göre bazı çocuklarda farklı öneriler bulunabilir.
Ateşli hastalık dönemlerinde kalp hızı artabilir. Çocuk kendisini halsiz hissedebilir ve normalden daha çabuk yorulabilir. Bu dönemde yoğun fiziksel aktivite yerine dinlenme ön plana çıkar.
Ailelerin özellikle uzun süren ateş, nefes almada belirgin güçlük veya çocuğun genel durumunda ciddi değişiklik yaşanması halinde tıbbi değerlendirme alması gerekir.
Ailelerin sık sorduğu konulardan biri de kalp deliği olan çocukların diş tedavisidir.
Geçmişte çok daha geniş hasta gruplarında diş işlemleri öncesinde antibiyotik kullanımı önerilirken günümüzde bu yaklaşım yalnızca belirli yüksek riskli kalp hastalıkları için değerlendirilir.
Bu nedenle ASD veya VSD tanısı bulunan her çocuğun her diş işleminden önce antibiyotik kullanması gerekmez.
Çocuğun geçirdiği kalp ameliyatları veya girişimler ve mevcut kalp yapısı bu kararı etkileyebilir. Ailelerin antibiyotiği kendi kararlarıyla başlatmaması, çocuk kardiyoloji ve diş hekimi önerisini dikkate alması gerekir.
Düzenli ağız ve diş hijyeninin korunması ise tüm çocuklar için önemlidir.
Ekokardiyografi, kalpteki açıklığın takip edilmesinde kullanılan temel görüntüleme yöntemlerinden biridir.
EKO ile:
değerlendirilebilir.
Takiplerde önceki ve yeni görüntüler karşılaştırılarak kalbin zaman içerisindeki değişimi incelenir.
EKO yapılması çocuğun durumunun kötüleştiği anlamına gelmez. Düzenli kontrolün amacı herhangi bir değişikliği zamanında fark etmektir.
Tedavi ihtiyacını yalnızca deliğin çapı belirlemez.
Açıklığın kalpte oluşturduğu yük, kalp boşluklarının genişleyip genişlemediği, akciğer dolaşımı üzerindeki etkisi ve çocuğun belirtileri birlikte değerlendirilir.
Bazı çocuklarda yalnızca düzenli takip yeterlidir. Uygun özellikteki bazı ASD'ler kateter yöntemiyle kapatılabilir. Bazı VSD veya ASD türlerinde ise cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Çocuğun büyüme ve gelişiminde sorun bulunması, kalbin belirli bölümlerinde belirgin yük oluşması veya dolaşımın etkilenmesi tedavi kararında rol oynayabilir.
Bu nedenle tedavi kararı yalnızca “delik kaç milimetre?” sorusunun yanıtına göre verilmez.
Kateter veya cerrahi yöntemle kalp deliği kapatılan birçok çocuk iyileşme ve takip sürecinin ardından günlük aktivitelerine devam edebilir.
İşlem sonrası dönemde kontrol sıklığı ve fiziksel aktivite önerileri uygulanan yönteme ve kalbin durumuna göre belirlenir.
Çocukların spor veya yoğun egzersize dönüş süresi de aynı değildir. İlk dönemde fiziksel aktivite konusunda geçici sınırlamalar gerekebilir.
Uzun dönem takiplerde kalbin yapısı, ritim ve çocuğun egzersiz kapasitesi değerlendirilir.
Kalp deliği takip edilen bir çocukta yeni ortaya çıkan belirtiler kontrol sırasında paylaşılmalıdır.
Özellikle:
gibi değişiklikler değerlendirmeyi gerektirebilir.
Bu belirtilerin bulunması tek başına kalp deliğinin kötüleştiğini göstermez. Ancak çocuğun mevcut kardiyolojik durumuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Takibin amacı çocuğu hasta gibi yaşatmak değil, kalbin gelişimini izleyerek gerçekten ihtiyaç duyduğu dönemlerde müdahale etmektir.
Prof. Dr. Taner Yavuz'un çocuk kardiyolojisi alanındaki değerlendirmelerinde ASD, VSD ve diğer doğumsal kalp hastalıklarında çocuğun büyümesi, fiziksel aktivitesi, kalp yapısı ve günlük yaşamı birlikte ele alınır.
Kalp deliği bulunan bir çocuk için en uygun yaklaşım; gereksiz kısıtlamalardan kaçınmak, kontrolleri aksatmamak ve fiziksel aktivite kararlarını çocuğun bireysel kalp bulgularına göre vermektir.
Evet. Küçük ve kalbin çalışma biçimini önemli ölçüde etkilemeyen ASD veya VSD'lerde birçok çocuk günlük yaşamına normal şekilde devam edebilir. Takip ve aktivite önerileri kalpteki açıklığın özelliklerine göre değişir.
Kalp fonksiyonları normal olan ve önemli bir dolaşım problemi bulunmayan birçok çocuk fiziksel aktivite yapabilir. Rekabetçi futbol gibi yoğun sporlar için karar çocuğun kalp bulgularına ve egzersiz sırasında yaşadığı belirtilere göre verilir.
Bazı küçük VSD'ler çocuk büyüdükçe küçülebilir veya kapanabilir. ASD ve VSD'nin doğal seyri açıklığın türüne ve büyüklüğüne göre değiştiği için her çocukta aynı beklenti oluşmaz.
Kontrol sıklığı çocuğun kalp deliğinin türüne ve kalbe etkisine göre belirlenir. Bazı çocuklarda kontroller arasında uzun süreler bulunabilirken daha yakın takip gereken durumlar da vardır.
Hayır. Kalp deliği bulunan her çocuk ameliyat olmaz. Küçük açıklıklar takip edilebilir; uygun hastalarda kateter yöntemi kullanılabilir veya gerekli durumlarda cerrahi tedavi planlanabilir.
Kalpte delik olarak bilinen ASD ve VSD gibi doğumsal kalp hastalıklarının özelliklerini, takip sürecini ve çocuklarda nasıl değerlendirildiğini Prof. Dr. Taner Yavuz’un anlatımıyla aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.