
dokulara oksijen taşıyan dolaşımın devamını sağlar. Bu sistemlerden birini etkileyen ciddi bir problem olduğunda kandaki oksijen düzeyi düşebilir.
Kalbe bağlı nedenlerde özellikle bazı doğumsal kalp hastalıkları oksijen düzeyi düşük kanın vücut dolaşımına ulaşmasına yol açabilir.
Bunun yanında solunum yolu veya akciğer problemleri de aynı şekilde oksijenlenmeyi etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca bebeğin rengine bakarak sorunun kalpten mi yoksa akciğerlerden mi kaynaklandığını anlamak mümkün değildir.
Doğumsal kalp hastalıklarının tümü morarmaya neden olmaz. Morarma daha çok oksijenlenmeyi doğrudan etkileyen bazı kompleks kalp hastalıklarında görülür.
Bu grupta:
yer alabilir.
Bu hastalıklarda kalbin içindeki veya büyük damarlardaki yapısal farklılık nedeniyle vücuda giden kanın oksijen düzeyi normalden düşük olabilir.
Öte yandan ASD veya VSD gibi kalp deliklerinde morarma çoğu zaman ilk ve tipik belirti değildir. Bu nedenle “kalpte delik varsa bebek mutlaka morarır” şeklinde bir düşünce doğru değildir.
Bebeklerde görülebilen farklı doğumsal kalp hastalıkları belirtileri ve türleri hastalığın kalp dolaşımını nasıl etkilediğine göre değişir.
Beslenme, küçük bir bebek için fiziksel efor sayılabilir. Emme, yutma ve nefes almanın aynı anda düzenlenmesi gerekir.
Bazı kalp hastalıklarında bebeğin dolaşım sistemi bu efor sırasında daha fazla zorlanabilir. Bebeğin emerken hızlı nefes alması, sık sık memeyi bırakması, terlemesi, yorulması veya morarması dikkat gerektiren belirtilerdir.
Ancak beslenme sırasında morarmanın yalnızca kalp hastalıklarından kaynaklandığı düşünülmemelidir. Yutma problemleri, hava yolu sorunları veya bazı solunum sistemi hastalıkları da beslenme sırasında renk değişikliğine neden olabilir.
Bu nedenle özellikle tekrar eden beslenme sırasında morarma şikâyeti varsa bebeğin bütün belirtileri birlikte değerlendirilmelidir.
Bebekler ağlarken yüzlerinde kısa süreli renk değişiklikleri görülebilir. Güçlü ağlama sırasında yüzün kızarması veya kısa süreli renk değişikliği her zaman kalp hastalığını göstermez.
Ancak bebeğin dudaklarının ve dilinin belirgin şekilde morarması, rengin ağlama bittikten sonra düzelmemesi veya morarmaya nefes almakta güçlük eşlik etmesi farklı değerlendirilir.
Özellikle yenidoğan veya küçük bebeklerde tekrarlayan belirgin morarma ataklarının yalnızca ağlamaya bağlanmaması gerekir.
Aileler mümkünse morarmanın ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü ve bebeğin o sırada nasıl nefes aldığını gözlemlemelidir.
Bebeklerde kalp hastalıkları yalnızca morarmayla belirti vermeyebilir.
Morarmaya şu bulgulardan biri veya birkaçı eşlik ediyorsa kardiyolojik değerlendirme önem kazanabilir:
Özellikle morarma ile beslenme güçlüğü ve yetersiz kilo artışının birlikte bulunması, bebeğin kalp ve dolaşım sistemi açısından daha ayrıntılı incelenmesini gerektirebilir.
İlk değerlendirme bebeğin sağlık öyküsü ve fizik muayenesiyle başlar.
Doktor morarmanın hangi bölgelerde görüldüğünü, doğumdan itibaren mevcut olup olmadığını, beslenme veya ağlamayla ilişkisini ve ne kadar sürdüğünü sorgular.
Muayene sırasında kalp sesleri dinlenir, kalp hızı ve nabızlar değerlendirilir. Bebeğin oksijen satürasyonu da ölçülebilir.
Kalple ilişkili bir problemden şüphelenildiğinde ekokardiyografi yapılabilir. EKO, kalbin odacıklarını, kapaklarını ve büyük damarların bağlantılarını görüntülemeye yardımcı olur.
Gerekli durumlarda EKG gibi başka kardiyolojik testlerden de yararlanılabilir.
Morarmanın akciğer veya solunum sistemiyle ilişkili olduğu düşünülüyorsa değerlendirme buna göre genişletilir.
Evet. Doğumsal kalp hastalıklarının tümü kandaki oksijen düzeyini düşürmez.
Örneğin bazı kalp delikleri veya kapak problemleri bulunan bebeklerin oksijen satürasyonu normal olabilir. Bu çocuklarda ilk belirti morarma yerine kalpte üfürüm, hızlı nefes alma veya beslenirken yorulma şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu nedenle normal oksijen düzeyi her türlü kalp hastalığını tek başına dışlamaz.
Çocuk kardiyolojisi değerlendirmesinde oksijen ölçümü, fizik muayene ve gerekirse ekokardiyografi bulguları birlikte ele alınır.
Dudak ve dilde belirgin morarmaya nefes alma güçlüğü eşlik ediyorsa beklemeden tıbbi yardım alınmalıdır.
Özellikle bebeğin:
acil değerlendirme gerektirebilir.
Yenidoğan döneminde yeni gelişen santral morarma evde uzun süre gözlenmemelidir.
Morarma aralıklı ortaya çıkıyorsa ailelerin bazı ayrıntıları gözlemlemesi doktor değerlendirmesini kolaylaştırabilir.
Morarmanın yalnızca el ve ayaklarda mı yoksa dudak ve dilde de mi görüldüğü, beslenme veya ağlamayla başlayıp başlamadığı ve yaklaşık ne kadar sürdüğü not edilebilir.
Bebeğin aynı dönemde nefes alışında değişiklik, terleme, beslenme güçlüğü veya kilo artışında yavaşlama yaşayıp yaşamadığı da önemlidir.
Prof. Dr. Taner Yavuz'un çocuk kardiyolojisi değerlendirmelerinde bebeklerde morarma tek başına değil; oksijenlenme, beslenme, büyüme, fizik muayene ve gerekli kardiyolojik incelemelerle birlikte ele alınır.
Soğukla birlikte ellerde ve ayaklarda geçici morarma görülebilir. Dudak ve dil pembe kalıyor ve renk ısınmayla düzeliyorsa bu durum santral morarmadan farklıdır.
Dudak ve özellikle dilde belirgin morarma normal kabul edilmemelidir. Morarma devam ediyorsa veya başka belirtiler eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.
ASD ve VSD gibi basit kalp deliklerinde morarma çoğunlukla ilk belirti değildir. Morarma daha çok kandaki oksijen düzeyini etkileyen kompleks doğumsal kalp hastalıklarında görülür.
Kalp hastalıkları, solunum problemleri veya beslenme-yutma sırasında ortaya çıkan farklı sorunlar morarmaya neden olabilir. Tekrarlayan ataklarda nedenin değerlendirilmesi gerekir.
Kalple ilişkili bir neden düşünülüyorsa ekokardiyografi yapılabilir. EKO ile kalbin yapısı ve büyük damar bağlantıları değerlendirilir. Her morarma vakasında aynı testlerin yapılması gerekmez.
İçindekiler